18 Şubat 2020 Salı

Manavgat Ultramaratonu /38k

İznik  Ultra sonrası ortaya çıkan sakatlıktan dolayı 2019'un ikinci  yarısında sürekli on/off antrenman yapabildim. Bir türlü  istediğim ritmi tekrar yakalayamazken, mevcut kondisyon, dayanıklılık ve kilo ister istemez zarar gördü. 2019'un sonuna doğru tekrar antrenmanlarda belli bir  hacime ulaşırken mesafeleri kademeli arttırmaya  da başladım.  Bu süreçte de Manavgat Ultra'nın 38 km'lik Oymapınar Dağ Etabının sezon başlangıcı için güzel bir yarış  olacağına karar verdim. Yanlış bilmiyorsam 3. kez düzenlenen Manavgat Ultra, kendisi de aynı zamanda iyi bir  koşucu olan Etem Şeker tarafından düzenleniyor. Bu yıl yarış 4 farklı mesafe de koşuldu. Naras Köprüsü 6k, Seleukeia 12k , Oymapınar Dağ Etabı 38k ve Manavgat Ultra Trail 66k. Oymapınar Dağ Etabı 38k ve Manavgat Ultra Trail 66k mesafeler Utmb için akredite yarışlar, 38k itra 2 puan, 66k ise itra 3 puan kazandırıyor parkuru tamamlayan koşuculara.  Benim parkurum yaklaşık 38 km uzunluğunda, 1350m tırmanış ve toplam 7 saat cut-off süresi olan Oymapınar Dağ Etabı.



start öncesi Tayfun abi ve Taner abiyle  son kritikleri  yaptık



Yarış öncesi ultramaraton yarışlarının istikrarlı abisi Murat Yeşiltaş'la fotomuzu çektik

Yarış  öncesi  bu yarışa  özel  bir antrenman yapamadım. İstanbul'da  kış  ayları günler kısa, güneş geç doğuyor. Orman, patika ve yokuşları içeren rotalarda koşmak zaman anlamında yüksek maliyetli. Benim için koşu, sabah  herkes uyurken, iş öncesi hızlıca yapılması gereken bir aktivite.Dolayısıyla Manavgat ultra için yaptığım antrenmanların çoğunu haftaiçi start 05:15 olacak şekilde ve haftasonu da en geç 07:00 start olacak şekilde organize ettim. Sağolsunlar koşu arkadaşlarım Ferhan abi, Cemal abi, Sebahattin abi ve Ender abi bu konuda benden çok daha disiplinliler. Ve onlarında sayesinde haftalık yaklaşık 70-100k antrenmanı çoğu zaman güneş doğmadan bitecek şekilde yapabildim.  Bu süreçte  Manavgat Ultra için düşünecek olursak tek sıkıntı, patika  ve yokuş iniş-çıkış  antrenmanı  yapamamış  olmaktı. Antrenmanların neredeyse tamamı asfalt ve düz  rotalarda yapıldı.  Manavgat ultra için tek tesellim mesafenin bir  ultra yarış olarak düşünüldüğünde görece kısa olması ve bununla beraber geçen seneki İznik ultra sürecindeki  yokuş antrenmalarımın hala kas hafızamın bir yerlerinde duruyor olabilme umuduydu. Rakamsal olarak Aralık ayında 307 km koşarak 2082 m. tırmanmışım. Ve Ocak ayında da 297 km koşarak 2278 m. tırmanmışım.  Kısaca yorumlamak  gerekirse mesafe anlamında gayet iyi  ancak, tırmanış anlamında soru  işareti var.  Çünkü geçen sene yaptığım Aydos antrenmanlarında tek bir antrenmanda bile bu aylık tırmanış rakamlarını  yakaladığım oluyordu.  Ama dediğim gibi bilinç altında bir yerlerde kas hafızama güveniyordum.


Parkurda çam ağaçlarının arasından nefis manzaralar hiç eksik olmadı

Manavgat'a ailecek yarıştan bir  gün önce gittik. Manavgat içindeki oteller yarıştan dolayı full kapasiteydi. Biz çocuklarda rahat eder diye düşündüğümüz için Side tarafında bir  otel  tercih ettik. (bu arada Side-Manavgat arası araçla 5 dk. bile değil.)  Kaldığımız  otel yarış  teknik toplantısının yapıldığı AVM'ye çok yakındı. Cuma  akşamı teknik toplantıdan 30dk önce organizasyon alanına gidip yarış kitimi aldım ve teknik toplantıya katıldım. Yarış  direktörü  Etem bey gayet açıklayıcı ve bilgilendirici bir teknik toplantı düzenledi. Teknik toplantıya benimle gelen 8  yaşındaki kızım Ayşe Zehra (dere geçişleri, çamurlu patikalar vs.) teknik toplantıda benim adıma  endişelendi:)) Sürekli göz göze geldik;
- ''Baba başına geleceklerin farkında mısın?''dedi ve  biraz acıyarak  biraz da endişeyle  bana baktı:))
- ''Kızım baban Survivor yarışmasındaki gibi mücadele ediyor acımasız doğayla'' dedim gülerek.
- ''Baba, bu Survivor'dan da zor!'' dedi.

Teknik toplantı sonrası hızlıca yarış için markete uğrayıp otele döndük.  Yarış hazırlığımı  yapıp erkenden yatay pozisyona geçtim.  Çok iyi uyuduğumu  söyleyemem ama sabah  dinçtim.



parkurun yükseklik grafiği

Otelden start noktasına otelde tanıştığımız Tayfun ve Can'la geçtik.  Tayfun 38k, Can 12k koşacaktı. Yol boyu  koşu muhabbeti yaparak  start  noktasına ulaştık. Start Manavgat Şelalesinden başlıyordu. Geceden hazırladığım drop-bag çantamı organizasyona teslim edip yarış  öncesi  nabzı yükseltip ısınmaya çalıştım.  Hava  durumu güneşin doğuşuyla beraber 10 derece ve güneşli bir  hava  diyordu ama o anda hava gerçekten soğuktu. Uzun tayt yerine  şort tercih ettim. üst tarafta da uzun kollu bir  içlik ve üstünde kısa kollu tişört.  Yarış  öncesi  beklerken bu seçim biraz iddialı gözüküyordu. Çantamdaki teknik yağmurluk ana gözde, ( ters bir durumda yağmurluğuma  güveniyordum) buff ve eldiven ise her an ulaşabileceğim ara gözlerdeydi. Zira yarış öncesi  buff ve eldivenleri  giydim.  Yarış içinde güneşin de doğmasıyla 10.km civarı eldivenleri çıkardım ve yarış  boyunca bir daha ihtiyaç duymadım. Buff ise on/off olarak  sürekli elimin altında tuttum. Yarış biraz daha uzun olsaydı  bu seçimlerden dolayı başım ağrıyabilirdi.(uzayan km'lerde yorgunlukla  beraber nabzı yükseltecek bir güç olmadığı için uzun yarışlarda son kısımlarda ekstra giysi önlemleri  kesinlikle alınmalı!!)



Finiş noktasına 1-2 km kala arka arkaya 3 tünelden (yanlış  hatırlamıyorsam!) geçtik.


Yarış tam saatinde 07:30' da başladı. Startla birlikte kendi tempomda rahat  bir şekilde koşmaya başladım. Patikaya  girmeden önce yaklaşık 800-1000 metre asfalttan devam ettik. Bu ilk kısımdan sonra zaten yarış  boyunca doğayla baş başaydık. İlk  istasyon Seleukeia Antik kenti, 12. km civarıydı. 92 dakikada istasyona ulaştım. İstasyonda kalış sürem max. 30  sn'dir. Abartı gelmesin, bu konuya özel çalışıyorum. İstasyonda gereksiz olarak  1 sn bile harcamak  istemiyorum. (2015 yılında İznik'de 136k koşarken istasyonlarda 2,5 saat (150 dk) harcamış biri  olarak:)  ) Hızlıca su takviyesi, bir  iki tuzlu fıstık ve tuzlu bisküvi, devam. Yiyecekleri  istasyonda bile yemedim. Elime aldıklarımı hızlıca yürürken ufak ufak attım ağzıma.  Bence bu istasyon işini disiplinize etmek önemli birşey. Çünkü özellikle mesafeler uzadıkça insanın istasyondan kalkası gelmiyor:) Artı şöyle birşey de tecrübe ettim; özellikle hava şartlarının çetin olduğu bitirme süresinin uzun olduğu( ortalama 80k ve üzeri  yarışlar özellikle) yarışlarda belli bir noktadan sonra istasyonda geçireceğiniz sürede düşen nabızla birlikte soğuma hissi ve akabinde hipotermi  ihtimali yaşamıştım. Kendimi parkura atıp biraz hareketlenince vücut tekrar ritmine girmişti. Tabii bunlarla beraber istasyonlar tazelenme,  deşarj olma, yiyecek/içecek konusunda depoyu fulleme alanları. Tabiki bu eksiklikleri gidermek önceliğimiz olmalı. Çünkü ilerleyen km'lerde bu istasyonda almadığımız yiyecekler, yapmadığımız işlemlerden dolayı pişmanlık duyabiliriz. Benim esas üstüne basmak istediğim nokta istasyonda boşa  harcanan süreyi kısaltmak, mümkünse sıfırlamak. Yoksa gerçekten kötü bir durumda girdiğiniz istasyonda yarışa tutunmak için harcayacağınız 30 dk bile hiç önemli değildir. Bu kadar edebiyat yeter:))


Oymapınar barajı

Seleukeia istasyonundan sonraki istasyon ve finişe  kadar uğrayacağımız son istasyon 10 km kadar sonra,  22. km'de Iğrışlar istasyonuydu. 2 saat 45 dakika gibi bir  sürede bu istasyona  ulaştım. Mesafe kısa olduğu için yanıma  tuz tableti almadığımdan elimi istasyondaki tuz torbasına daldırdım ve aldığım bir miktar tuzu yaladım. Çok mu iğrencim, daha bitmedi, bunun üstüne bidonumdaki suyun üstüne kolayla bir kokteyl hazırlarken, bir  yandan portakal, bir yandan tuzlu bisküvi yiyordum. Buradan da çok hızlı çıktım. O kadar hızlı çıktım ki, 2.  adımda pişman olur muyum diye düşünmeye başladım. Finişe yaklaşık 16 km vardı ve artık istasyon yoktu. Yorgunluk yavaştan başlamıştı. İstasyonda fazla vakit  harcamayayım derken su mataralarımı fullemeyi unutmuştum. Kafamı kurcalayan da bu oldu. Sorun olabilirdi ama havanın çok soğuk olması avantajdı. Oluşabilecek pişmanlık hissini kafamdan söküp attım ve mevcut duruma konsantre olmaya çalıştım. Sonuçta istasyona geri dönecek halim yoktu. Ve geçen her saniye  istasyondan daha da uzaklaşıyordum.   






4 kişilik bir grupla parkurda sürekli karşılaşıyordum. Yokuşlarda ben geçiyordum, düzlerde beni yakalayıp geçiyorlardı. İstasyonlarda ben yakalayıp geçiyordum, tekrar düzde beni geçiyorlardı:) Düz profildeki tempoları gerçekten iyiydi ve mümkün olduğu kadar onlara tutunmaya çalıştım. Yarışın son 1-2 km'sinde beyaz bayrağı göndere çektim ama:))



Seleukeia Antik kenti

Yarış boyu manzara gerçekten nefisti. Seleukeia Antik kenti, çam ağaçları eşliğinde göl manzarası, dere geçişleri.. Gerçekten ultramaraton için 4/4'lük bir parkurdu. Bu arada dere geçişleri  demişken; 3 veya 4 tane derinliği bilek/diz seviyesi aralığında  4-5m. genişliğinde dereden geçtik. Yarış boyunca ''Manavgat amma sulak  yermiş yav'' diye düşündüm.


hafif iniş, dar ve ortalama teknik patika, koşmaya ve hızlanmaya müsait.. En sevdiğim..

Son  km'lerde ise teknik toplantıda bahsedilen Oymapınar barajının set kısmından geçeceğimiz için asfalt yola bağlandık. Teknik toplantıda dinlediğim kadarıyla 1986 yılından beri  korunan bu alandan geçmek  yasak. Yarış  direktörü Etem beyin özel aldığı izinle bu set üzerinden geçebildik. İlginç bir tecrübeydi. Sağ tarafımızda yaklaşık 200 metrelik bir uçurum ve sol tarafımızda alabildiğine bir baraj. Bu sete ulaşırken 3 tane uzun mağaradan geçtik. Çok karanlık noktaları vardı fakat tünelin sonundaki ışık her daim gözüküyordu. Bu da  ilginç bir andı benim için.



sağ taraf yaklaşık 200m uçurum, sol taraf 3m kot farkıyla alabildiğine baraj. Bi daha böyle bişey yaşayamayız.. Teşekkürler Manavgat Ultra:)

Sonuç  olarak yarışı 5:02:17 net sürede bitirdim. Yarışın strava kaydına buradan ulaşabilirsiniz.

Kendi performansımı  özetlemem gerekirse, genel olarak sakatlığı test ettiğim bir yarış oldu. Bir  sorun çıkmadığı için mutluyum ama mesafeleri uzatmak için acele etmemem gerektiğini vücut bana kısa mesaj olarak iletti. Bu bağlamda Nisan'da koşmak istediğim İznik ultra 90k mesafesini biraz daha düşünmeye karar verdim.

Yarış ve organizasyon hakkında da madde madde yazayım aklıma gelenleri;

- Teknik toplantı iyi organize edilmiş ve gayet açıklayıcı  bir aktivite oldu.
- İşaretleme çok iyiydi.  Onca yarış  koştum, belki de en iyisiydi.
- Yarış  öncesi kit alırken malzeme kontrolüm yapılmadı. Malzemelerim tamdı ama belki  o karambolde kontrol edilmemek bana denk geldi.
- İstasyonlar gayet iyi, gönüllüler harikaydı. İstasyon noktaları tam tamına söylenen mesafelerdeydi.
- Parkur bir ultramaratondan ne istiyorsanız fazlasıyla  veriyor, detaylı birşekilde seçildiği gayet belli.
-Drop-bag teslimatı,  finiş  alanı,  finiş alanından tekrar transferler.. hepsi kusursuzdu.
-Organizasyona fotoğraf çekimi ve bunların ücretsiz servis edilmesinden dolayı teşekkür ederim. Bununla beraber bu hizmetin daha organize bir şekilde sembolik/makul bir ücretle bizlere satılmasını da desteklerim. Zira ortada bir hizmet ve kullanılan onca alet/teçhizat var. Tabi bu benim düşüncem, belki de kayıt için ödediğimiz ücrete dahildir fotoğraf çekimi, bunu da bilmiyorum. 
- Tüm bu olumlu düşüncelerle önümüzdeki sene 66k denemenin iyi bir fikir olacağını  şimdiden söyleyebilirim kendi adıma. Zira esas yarış 38k'dan sonra başlıyormuş...

Herkese iyi antrenmanlar..

Daha fazla foto görmek için Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder